SON DAKİKA

Burası Holaysa

Siyasi Gelişmeler

Siyasi Gelişmeler
Bu haber 04 Aralık 2016 - 19:29 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Prof. Dr. Özcan Yeniçeri Gazete 5’e konuştu
31 Ocak 2011 Pazartesi 23:33
28 Ocak’ta, MHP Seçim Beyannamesi’ni açıkladı. Açıklama günü özel olarak seçilmişti. Çünkü o gün, Misakı Milli’nin dünyaya ilanının 91. yıldönümüydü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşması somut veriler üzerinden bilgilerle doluydu.
GAZETE 5/Ceyhun BOZKURT
Toplantıda bir de önemli gelişme yaşandı. Çok önemli siyaset, akademik, spor adamları da MHP’ye katıldı. Bu isimler arasında AKP’den kopan Murat Başesgioğlu, Yusuf Ziya İrbeç, Ülkücü camianın yakından tanıdığı stratejist Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Tarih Kurumu’nun eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Emekli Korgeneral Engin Alan ve Türk futbolunun önemli isimlerinden Saffet Sancaklı vardı.
30 Ekim 2010 tarihinde yapılan Güç Birliği çağrısına olumlu yanıt veren çok sayıda isim de katılımcılar arasında yer aldı. AKP’nin 12 Eylül referandumu öncesinde başlattığı psikolojik harekata yanıt niteliği de taşıyan bu gelişmeleri, Yeniçağ Gazetesi yazarı ve 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü yöneticisi Prof. Dr. Özcan Yeniçeri ile konuştuk.
Yeniçeri, gerek genel seçimlere giden süreci, gerekse de AKP ile MHP arasında yaşanan siyasi gelişmeleri Gazete 5 okurları için değerlendirdi. İşte Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin çarpıcı açıklamaları:
İKTİDAR DIŞINDAKİ PARTİLER, ASİMETRİK BİR MÜCADELE VERECEK
GAZETE 5: Seçim tarihi 12 Haziran olarak dillendiriliyor. Çok farklı değerlendirmeler söz konusu. Bu seçim sürecini nasıl okumamız gerekiyor?
PROF. DR. ÖZCAN YENİÇERİ: Öncelikle şunu net söyleyeyim: Siyaset, daha önceki dönemlerle mukayese kabul etmeyecek derecede tek yanlı, baskıcı ve özellikle iktidarın hakimi mutlak etkisi altında gerçekleşiyor. Yani daha açık söyleyeyim, Türkiye’deki siyaset bundan sonra simetrik, yani eşitler arası siyaset olmayacaktır. Türkiye’deki siyaset asimetrik bir siyaset hüviyetinde ortaya konuyor. Öncelikle buna bakarak değerlendirme yapmak gerekir.
AKP DEVLETİ ELE GEÇİRDİ; YARIŞ DEVLETLE DİĞER PARTİLER ARASINDA
GAZETE 5: Biraz açabilir misiniz hocam bu sözlerinizi?
Ö. YENİÇERİ: Türkiye’de partiler, AKP hariç diğer partilerin tamamı, birbirleriyle değil devletle seçime girmektedir. Bugün devlet Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir aygıtı haline gelmiştir. Türkiye’de çok net ifade etmek gerekirse bir Adalet ve Kalkınma Partisi zihniyetinin hakim olduğu bir devlet anlayışı üretilmiştir. Yargı, medya böyledir. Hükümet bakanlıkları, uygulamaları ile böyledir, emniyet böyledir, valilikler böyledir. Türkiye’nin her tarafında AKP tek parti dönemini aratmayacak bir şekilde devlet üzerinde hakimiyet kurmuş, halk üzerinde etkili.
İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ
GAZETE 5: Türkiye 2. tek parti dönemini mi yaşıyor?
Ö. YENİÇERİ: Evet öyle ifade edilebilir. Hatta ondan da daha vahim.
GAZETE 5: Neden daha vahim?
Ö. YENİÇERİ: O zaman birinci parti, yani özellikle İnönü döneminde uygulanan yöntemlerde iktidarların elinde bu kadar güç ve halka ulaşma, halkı dinleme, halkı baskı altında tutma, denetleme gücü bu düzeyde yoktu. Onlar daha ham, yüzeysel yöntemlerle bu işi yapıyorlar. Şimdi çok daha ince yöntemlerle, çok daha bilimsel metotlarla, çok daha sosyolojik ve dini veriler kullanılarak parti diktatoryası halka dayatılmaktadır. Bugün AKP’nin Sivil Toplum Kuruluşları vardır, medyası vardır, onlarca televizyonu, onlarca gazetesi vardır, diğer gazete ve televizyonların üzerinde de inanılmaz baskılar, inanılmaz suçlamalarla etkisizleştirme, vergi cezalarıyla da onların siyasi arenada etkinliğinin düşürülmesi yolunda bir çaba içerisinde olduklarını görüyoruz. Ayrıca AKP aydını türemiştir, bürokratları türemiştir. Valiler AKP’nin il başkanı gibi hareket etmektedir. Bir vali CHP’nin kapatılması gerektiğini söylemez, bir vali bir partinin il başkanlığına girerek oradaki afişi indirmez. Bunlar yeni valilerin anlayışı, yeni bürokrasi anlayışı. Söylemek istediğim şey şu iktidar partisi dışındaki partiler asimetrik bir mücadele veriyorlar, yalnız söz güçleri belli ölçüde, halka ulaşma güçleri belli ölçüde var. Ama onun dışında kendilerine halka seçimin arifesinde bulgur, makarna, dayanıklı tüketim malzemesi dağıtma imkanı var. Ve seçime yaklaşırken memur alımına geçme ihtimali var, insanlara bir takım rüşveti kelam mukabilinden söylemleri var. O bakımdan Türkiye normal bir seçim kampanyasına, sürecine girmiyor. Uluslar arası sistem kendisiyle son derece uyumlu olan bugünkü iktidarın varlığını ve mevcudiyetini sürdürebilmesi için iktidara el birliğiyle destek olmaktadır.
LİBERALLERLE KAVGA DANIŞIKLI DÖVÜŞ
GAZETE 5: Bu süreçte uluslararası sistemin desteklediği belirtilen yayın organları ve “aydın”lar var. Ancak onlardan son dönemlerde iktidar partisine yönelik eleştiri mahiyetinde yapılıyor. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ö. YENİÇERİ: AKP, hem milliyetçiliği, hem liberalizmi, hem AB’yi hem de İsrail’i kullan at modeliyle yönetmektedir. AKP kullan at milliyetçisidir, kullan at liberalidir, kullan at İsrail politikası yürütür, kullan AB’cidir. Bu ifadelerimi “Bu adam AKP’ye karşı bu çerçevede söylüyor bunları” şeklinde yorumlayanlar olabilir.Ama ben duygularımı bir kenara bırakarak, bilimsel gözlemlerim çerçevesinde böyle düşünüyorum. AKP’nin sayın Genel Başkanı süreç içerisinde incelendiği zaman, AB’ye göbeğinden karşı bir zihniyetten geliyor. İnsanlar “Ben değiştim, gerçekleri gördüm, dönüştüm” diyemezler. Yok böyle bir şey. Bu bir gerçek değil. Gerçek şudur ki, onlar ortak, biz pazar diyen bir zihniyetten geliyor bu düşünce sahipleri. Sonra en büyük AB’ci oldu, en büyük uluslar arası ilişkilerde Ortadoğu’yu yönlendiren bir kimlikle ortaya çıktılar. Diğer konularda da öyle. Her şeyi kullanılacak bir enstrüman olarak görüyorlar. İnsan hakları da, demokrasi de, liberalizm de, modellik de…
AKP’NİN ANA HEDEFİ…
GAZETE 5: Makyevelist mantıkla mı hareket ediyor. Yani “hedefe giden yolda her şey mübah mı” diyorlar.
Ö. YENİÇERİ: Büyük bir ihtimalle Makyevel’in de ötesinde. Kendi değerlerini de bu şekilde kullanıyor.
GAZETE 5: O zaman şu soru akıllara takılıyor: Hedefleri ne?
Ö. YENİÇERİ: Hedeflerini şu şekilde açıklayabiliriz. Birilerinin zannettiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’ni Cumhuriyet olmaktan çıkararak bir İslam devletine dönüştürme gibi bir hedef yok. Bir tane hedef var. Daha uzun süre iktidarda kalmak, iktidarda tutunmak. Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı olmak istiyor, Cumhurbaşkanı olunca da ipleri elinden bırakmak istemiyor, onun için Başkanlık sistemini getirmek istiyor.
GAZETE 5: Neden böyle bir dönüşüm ihtiyacı hissediyor?
Ö. YENİÇERİ: Kendine göre inançlarına uygun bir devlet yapılanması oluşmasını istiyor. Buradan söyleyelim: Türkiye’yi kimse ne bir ırk devletine, ne bir din devletine, ne bir dinsizlik devletine dönüştürebilir. Türkiye böyle bir iktidarla veya birkaç kişi istedi diye dönüşebilecek bir ülke değil. Ama herkes kendi yaşam biçimine uygun bir dış politikanın, bir iç dizaynın olmasını isteyebilir. Buna yönelik olarak da, marjinaller hariç, iktidarda kalabilmek, Cumhuriyet’in 90 yıllık birikimlerini kendi akrabalarıyla, eş dostla, kendi yandaşlarıyla paylaşabilmek, ülkenin yönetiminde kendi geleceklerinde etkin olmalarını sağlayabilmek amacıyla bu gayretleri ortaya koyduklarını görüyoruz. Bu gayret ve çabaları dışarıdaki ülkeler tarafından da gayet iyi anlaşıldığını, özellikle Arap ülkelerinin, İran’ın ve diğer Avrupa ülkelerinin bir kısmının, hatta İsrail’in bunu da saygıyla karşıladıklarını ve destek verdiğini biliyoruz ve görüyoruz. “One minute” gibi çıkışların ve liberallere karşı bir takım söylemlerin de aslında temelde bir danışıklı dövüş olduğunu, şu anda milliyetçi oyları alabilmek için liberallerle AKP’nin arasının açılması gerektiği ortada. Onun için de sayın Başbakan liberallere “One Minute” demiş oldu.
MİLLİYETÇİ OYLAR NEDEN HEDEFLENİYOR?
GAZETE 5: AKP Milliyetçi oyları neden hedefliyor?
Ö. YENİÇERİ: AKP 8 yıllık süreç içerisinde Türkiye’nin dokusuyla oynamıştır. Özellikle mezhepçilik, etnikçilik, bölgecilik yapmıştır. Dolayısıyla da AKP bütün bunları yaparken, kendisini Türk hisseden, bu ülkeye aidiyet hisseden insanlarda büyük bir tepki meydana getirmiştir. Yani Türk kavramını Anayasa’dan çıkaracağını, veya çıkarmak üzere teşebbüsler geçtiği biliniyor. En büyük tartışma konusu bu kavram üzerine şekillenecek. Hal böyle olunca, kendisini Türk hissedenlerin, önümüzdeki seçimlerde kendisine karşı kırmızı kart gösterme ihtimalini düşünerek, kendisinin de aslında milliyetçi olduğunu, dolayısıyla bu milliyetçiliğini çok çalışarak, ülkeyi dışarıda başı dik bir şekilde temsil ederek ortaya koyduğunu, buna karşı liberallere karşı çıktığını, ülkedeki bazı değerleri liberallere karşı savunduğunu ifade etme noktasına geliyor. Türkiye’de iki tane grup kalmıştır. Birincisi Türk Milliyetçiliğini temsil eden Milliyetçi Hareket Partisi. bu AKP’nin getirmiş olduğu üstü kapalı ve Türkiye’yi özerk Kürdistan’a, ondan sonra da bağımsız Kürdistan’a götürecek süreci MHP kökünden reddetmektedir. Buna karşı durmaktadır. Buna karşılık CHP, özellikle Deniz Baykal döneminde, o da MHP’nin duyduğu hassasiyetleri ileriye sürerek o da karşı çıkmıştı. Şimdi AKP bu dirençlerden birisini kırdı. Bir CD ile Baykal’ın gitmesi sağlandı. Böylece CHP, PKK’lılara genel aftan bahseden, PKK ile TSK’yı silah bırakmaya çağıran, Abdullah Öcalan’ın Hakikatler Komisyonu kurulsun talebini dillendiren bir takım grupların eline geçti. Yani CHP, AKP’leşti. Şimdi CHP’nin AKP’leşmesi, MHP’yi milli devlet ve yapıyı savunan tek siyasi güç olarak ortada bıraktı. Başbakan “Ben iki partili sistem istiyorum” diye açıkça söyledi. İki partili sistem MHP ile AKP’den oluşsun istemiyor. Yani bugünkü CHP ile AKP, çok açılımcı, az açılımcı olsun istiyor. Yani şer ile ehveni şer noktasında bir politikanın olmasını istiyor. Burada MHP büyük bir direnç noktası. MHP eğer Türkiye’de yüzde 20’nin üzerinde oy aldığı andan itibaren Türkiye’nin ne milli yapısına dokunulabilir, ne üniter yapısı hakkında birisi konuşabilir, ne de Türk Milleti aşağılanabilir. Kimse “Biz Anayasa’dan çıkarıyoruz, Anayasa’yı değiştirerek etnisiteden ayrıştırıp onu milliyetsiz, dinsiz, kimliksiz, şahsiyetsiz, içeriksiz bir hale getiriyoruz Anayasa’yı” diyemez. Bu nedenle MHP’nin marjinalleştirilmesi gerekir, MHP’nin azı dişlerinin sökülmesi, etkisizleştirilmesi, direncin kırılması gerekir. Bu nedenle milliyetçiler üzerinde bir takım yeni operatif faaliyetlerin sürdürülmesi gerekiyor. Çeşitli kişisel kırgınlıkları, yorgunlukları, bıkkınlıkları gündeme getirerek, ortaya koyarak MHP’den bazı kişilerle siyaset yapma, AKP içerisine dahil etme gayreti içerisinde olacaklardır. Bu, onların hakkı, yapabilirler. Bir parti, diğer bir partiden adam aparmaya çalışabilir.
CHP TABANINDAN BİR TAKIM MESAJLAR ALIYORUZ
GAZETE 5: Sayın Bahçeli referandum sonrası MHP’ye yönelik bir psikolojik harekattan söz etti. Bu çerçevede önce bir Güç Birliği çağrısı yapıldı ve bu yönde bazı gelişmeler yaşandı. Son olarak da seçim beyannamesi Misakı Milli’nin ilanının 91. Yıldönümünde açıklandı. Katılımlar yaşandı. MHP’nin bundan sonraki süreci nasıl yaşanır? Bu psikolojik harekata nasıl bir yanıt verebilir. AKP’nin bu planı tutar mı yoksa MHP’nin bahsettiğiniz direnç merkezinin, CHP’den de belki ciddi bir taban desteğiyle daha güçlendirebilir mi? Çünkü CHP tabanında da az önce sözünü ettiğiniz hassasiyetleri koruyan ve parti yönetimine yönelik eleştirileri dile getiren bir kitle var.
Ö. YENİÇERİ: Bu tabandan bir takım mesajlar alıyoruz. MHP’ye bir kaymanın söz konusu olacağı kesin. Ama Milliyetçi, Ülkücü kesimden AKP’ye yönelik kayma olması çok zor.
GAZETE 5: Bazı isimler sürekli gündemde tutuluyor.
Ö. YENİÇERİ: O isimler MHP’liliklerini ve Ülkücülüklerini daha önceden tartışmaya açan insanlardı. Resmi ülkücü-sivil ülkücü, bağımlı ülkücü-bağımsız ülkücü, eski ülkücü-yeni ülkücü kavramları ortaya çıktığı andan8 itibaren zaten AKP’ye yönelik bir tavır koymuşlardır. Aslında eski, yeni, resmi, sivil ülkücü olmaz, AKP’nin politikalarını savunan ülkücü olamayacağına göre AKP’nin politikalarını savunanlar ve savunmayanlar olarak ayırabiliriz. O Anayasa’yı bahane ederek, 12 Eylül’ü bahane ederek aslında kendi içlerinde olan bazı duyguları, açıkça dile getirdiler, Anayasa’yı gerekçe gösterdiler. Açıklamaları doğru değil. Yani MHP’yi MHP’nin değerleriyle vurmak gibi bir tavır içerisine girdiler. O arkadaşlara şunu sormak lazım: Milliyetçiliğe karşı, milliyetçileri bırakın televizyonlara, gazetelere çıkarmaya, Türkiye’de bulunmalarına bile karşı olan televizyoncular, gazeteciler, bu kavgada AKP’nin yanında yer alan ülkücülere nasıl yer veriyor? Nasıl boy boy televizyonlara bunları çıkartıyor. Kimisi çıkar, kimisi düşünceleri, kimisi de belki başka sebeplerle oraya gidebilir. Ama bunlar çok dar bir grup. Gölgelerinden başka arkasında insan olmayan kişiler. Özellikle bunun altını çizelim.
GAZETE 5: Bunu referandumda evet oyu veren tüm kitleyi kastederek mi söylüyorsunuz?
Ö. YENİÇERİ: Kesinlikle hayır. AKP’nin politikalarının borazanlığını yapanları, politikalarını savunanları söylüyorum. AKP’nin politikalarını savunarak, bunun ülkücülerin lehine olduğunu iddia edenlere söylüyorum. Böyle bir şey yok. Sonuçta da anlaşılıyor ki, kimisi milletvekili, kimisi başka bazı teklifler almışlar.
MHP’NİN TUTUMU NE?
 GAZETE 5: MHP’nin buradaki tutumu nedir?
Ö. YENİÇERİ: MHP Genel Başkanı, “Ben bu resmi, oynanan oyunu gördüm” dedi. Oynanan oyunu görünce, MHP’den şu veya bu sebeple, MHP’li olup da MHP’nin dışında parti ile, siyasetle çok ilgisi olmayanları MHP’ye davet etti ve o arkadaşların büyük bir kısmı da bu davete severek icap etti. Bütünleşme toplantısı ile bu da kristalize olmuş bir biçimde ortaya çıktı.
GAZETE 5: Çok önemli isimler var. Örneğin Yusuf Halaçoğlu, Engin Alan, Ümit Özdağ gibi isimler.
Ö. YENİÇERİ: Bunlar hepsi simgesel isimler. İhmal, inkar, israf edilmiş Türkiye’nin değerleriydi bunlar. Şimdi bu isimlere MHP “Türkiye’ye yapmış olduğunuz hizmetler unutulmuyor” demektedir. Yusuf Halaçoğlu’na şu söylendi: Ermeni iddialarına karşı ortaya koyduğunuz tavır dolayısıyla sizi Türk Tarih Kurumu başkanlığından aldılar. Ama o makamdan daha büyük bir onuru MHP size veriyor. Engin Alan’ın PKK ile mücadelesinden dolayı, kendisine bu çerçevede bir görev verilmesi gerektiğini MHP düşündü. Hepsi alanında temayüz etmiş, milli hassasiyetleri yüksek olan insanlar. Çizgileri belli olan insanlar. Bu insanlara MHP’nin kucak açması önemli.
HER ŞEY BAHÇELİ’NİN MESAJINDA GİZLİ
GAZETE 5: AKP’den de gelenler oldu. Bundan sonra da AKP’den MHP’ye geçişler olabilir mi?
Ö. YENİÇERİ: Olabilir. Sonuçta AKP homojen bir parti değil. AKP’de bir tane lider var. O belirliyor her şeyi. 2-3 tane de yönetici var. Onlar dışında partinin politikasında her hangi bir düşünce ifade etme hakkı yok. Parmak kaldırma, onaylama ve alkışlama hakları var. Geçen gün AKP Meclis Grubu’nda çok ilginç bir olay oldu mesela. Başbakan bir harita çıkardı, bu haritayı milletvekilleri alkışladı. Başbakan “Niye alkışlıyorsunuz kardeşim, bu harita bizden önceki hükümetin haritası” dedi. İnsanların nasıl refleks gösterdiklerini bu örnekten anlıyoruz. Ne olduğunu bilmeden alkışlıyorlar, yeter ki başbakan göstersin. Bu, işin bir boyutu. Öteki tarafına geldiğimizde MHP akademisyenlerle toplantı yaptı. MHP, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, sosyal güvenlik, siyasal, kültürel ve tarihsel gidişiyle ilişkili olarak çok yoğun bir çalışma, bu çalışmayı da seçim beyannamesine yansıtan bir pozisyon içerisinde ortaya çıktı. Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu konuşma, 28 Ocak itibariyle seçim bildirgesini ifade ederken, konuşmasının 2/3’si ekonomi üzerine vurguyla geçti. Bu Milliyetçi Hareket Partisi’nde ciddi bir yoğunlaşmanın işareti olarak gözüküyor. Bununla beraber demokrasi vurgusu önemliydi. Demokrasi ve insan hakları konusunda MHP sözde veya güdümlü bir şekilde değil Türk Milleti’nin bütün fertlerinin, bütün özgürlüklerden sonuna kadar yararlanabilmesi için MHP’nin bunu yapması gerektiği üzerinden yapıyor. ABD, AB istediği için değil. Aradaki fark bu. Türk Milleti’nin bütün fertlerinin, diğer milletlerin insanları gibi demokrasinin en üst normlarından yararlanacak şekilde, Onlara duyulan sevginin ifadesi olarak bütün bunlar ortaya konuldu. Sayın Genel Başkan “Türk’e düşman düşmanızdır, Müslümanlar’a düşman düşmanımızdır, Tarihimize düşman da düşmanımızdır” şeklinde bir cümle de kurdu. Bunun içerisinde bir çok şey gizli. Dolayısıyla AKP’nin millete dayanarak, milleti ikna ederek milleti devlete karşı, CHP’nin de bu noktada, elitist grubunun devletin bir takım organlarına dayanarak milleti terbiye etme anlayışına karşı MHP devleti millete, milleti devlete karşı kullanmadan devleti milletin çadırı, milleti de devletin orta direği olarak gören bir anlayışla ortaya çıktığını son seçim beyannamesinde ortaya koymuştur. Sanıyorum halk iyi bir propaganda ile desteklenmiş iyi bir kampanyayla yürütülmüş bir seçimde MHP’ye gerekli desteği verir.
GAZETE 5: Nasıl yürüyecek MHP’nin çalışması. Bunlar tabana nasıl anlatılacak?
Ö. YENİÇERİ: MHP son zamanlarda medyayı, basını kullanmaya, STK’lardan yararlanmaya ve toplumun kanaat önderlerini toplumla buluşturmaya yönelik bazı faaliyetler yapmıştır. Türkiye’nin en deneyimli insanlarının bulunduğu bir partidir MHP. BU parti içerisindeki potansiyel aktifleştirilirse çok özel bir şey yapmasına da gerek olmaz. Halk milliyetçi ülkücü insanları seviyor. Ancak o insanların gerçekten o değerlerin insanı olup olmadığına, gerçekten o insanların milliyetçi ülkücü olup olmadığına bakıyor. Bu nedenle Başbakan da biz de milliyetçi ülküyüz demeye başladı. Ülkücülüğe hevesleniyor. Ancak bunu da kullan at politikası çerçevesinde değerlendiriyor. Yoksa sayın Başbakan ülkücülerin cenazesine gelmeyen ve geçmiş dönemde şehit edilen ülkücülerin, tabir yerindeyse hiç de makul insan gözüyle bir geleneğe sahip olduğunu burada ifade etmek mümkün.

Bu röportaj2817 kez okundu

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
UA-89680417-1